Normalde bir oyun için inceleme hazırlamak için o oyunu bitirmiş olmam, bitiş jeneriğini görmüş olmam gerekir. Ancak bir erken erişim oyunundan bahsettiğimiz için, oyunun bütünlüğündense şu anki sağladıkları ve gelecekte vaat ettikleriyle değerlendirmek en mantıklısı diye düşünüyorum.
StarRupture temelde bir otomasyon sistemleri kurma oyunu. Gizemli bir gezegene inip o gezegenin kaynaklarını sömürmek adına fabrikalar kuruyorsunuz, otomasyon sistemleri üretiyorsunuz. Bunu yaparken gezegenin koşullarında hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. StarRupture’u benzerlerinden ayıran bence ilk şey bu gezegen koşulları. Gezegende keşfe çıktınız diyelim, dikkatli olmanız lazım. Kafanıza göre gezemiyorsunuz çünkü gezegende her günün sonunda fırtınalar çıkıyor ve tüm gezegeni yakıyor, yaşayan her şey ölüyor. Bu yüzden keşfe çıkarken de tedirgin oluyorsunuz. “Ben şimdi şuralara kadar gitsem ve geri dönsem” diye bakıyorsunuz çünkü fırtına çıktığı anda yaşama şansınız yok. İndiğimiz gezegen, gizemli bir gezegen. Öncelikle bu oynayışınızı önemli derecede etkiliyor.

Bunu sadece gün sonunda eve dönmeye yol açan bir mekanik olarak düşünmeyin. Örneğin oyunda bazı yerlerde oldukça fazla uzaylımsı düşmanlar var. Eğer fırtınadan sonra giderseniz hepsi ölmüş oluyor ve oraları kolayca yağmalayabiliyorsunuz. Bu da oyuna bence güzel bir dinamizm katıyor, oynadığınız günü planlamanıza yol açıyor. Oyunda bol bol keşif yapmanız gerekiyor. Şahsen bu bir noktada beni sıkmaya başladı. Keşfetmekte bir sorun yok ancak oyun zorunlu keşfe itmeye başlıyor ve ilk saatlerdeki merak duygusundansa aradığınız şeyi koca haritada arama stresine dönüşüyor bu. Oyunda ilerlemeye başladığınızda, yeni fabrikaları, hammaddeleri vesayre yapmak için şemalar, blueprintler bulmanız gerekiyor. Bu blueprintleri bulmak da haritayı gezmekten geçiyor.

Size x blueprint’i lazım diyelim. Haritadaki spesifik bir lokasyonu bulamazsanız o blueprint’i bulamıyorsunuz. Saatlerce haritada gezdim, çok daha sonra lazım olacak bir sürü blueprint’i buldum ama bana lazım olanı bulamadım. En sonunda pes edip internetten yerine bakmak zorunda kaldım. Bu da ben de keşif hissini öldüren şey oldu. O noktadan sonra keşif yapmak meraktansa, sabah 8’de sevmediğiniz bir hocanın dersine girmek gibi bir şeye dönüştü.
Ancak yine de keşif oyunun ilerleyen kısımlarında bile ilgi çekici kalmaya devam edebiliyor yer yer. Oyunun bir hikayesi var. Bunu doğrudan ara sahneler ile anlatmıyor ama karakterinizin kurduğu diyaloglarla, olaylara verdiği tepkilerle, ya da sizden önce bu gezegene inen diğer araştırma ekiplerinden kalma ses kayıtlarını dinleyerek hikayesini anlatıyor. Öncelikle evet, bir karakterimiz var. Bu tarz oyunlarda genelde spesifik bir karakter olmaz. Konuşmayan bir robotu yönetiyormuşsunuz gibi oynarsınız tüm oyunu. Ancak StarRupture’da karakteriniz çevreye tepki veriyor, konuşuyor, muhabbet ediyor.

Oyunda görevlerde ilerledikçe ya da keşif yaptıkça etkileşime girdiğiniz bir yapay zeka asistan da var. Onunla karakterin diyalogları vesayre gayet güzel yazılmış. Oyunda 4 farklı karakter var; asker, bilim insanı gibi jenerik sınıflar. İstediğiniz an karakterinizi değiştirebiliyorsunuz. Oyun 4 kişiye kadar co-op’u destekliyor. Eğer arkadaşlarınızla birlikte oynamayı seçerseniz, bu diğer seçmediğiniz karakterleri arkadaşlarınız canlandırıyor. Ben şahsen oyunu oynayabileceğim bir arkadaş bulamadım. O yüzden co-op’u nasıldır diye yorum yapamayacağım.
Bu tarz oyunlarda bazen yaptığınız hatalar çok büyük emek kayıplarına yol açabilir. İşte bir fabrikayı yanlış konumlandırırsınız, bir yerdeki üretim başka bir yerdeki tüketime yetmez. Tüm fabrikalarınıza dağıtabileceğiniz bir ham madde ağı öremezsiniz. StarRupture bu konuda cezalandırıcı davranmıyor. Oyun, türün diğer oyunlarına göre daha kolay diyebilirim. Oyunda ilerlemek için şirketlere malzeme üretmeniz gerekiyor. 6 tane şirket var ve her şirketin farklı bir görev ağacı var gibi düşünebilirsiniz. Şirket gelip bana şu malzemeden şu kadar yap, diyor. Siz de yapıp uzaya yolluyorsunuz. Onlar da karşılığında size bir fabrikanın nasıl yapılacağını söylüyor.

Sorun şu ki, oyunun bir noktasından sonra ürettiğiniz malzemeleri tekrar üretmenize gerek kalmıyor. Görev gereği bir malzemeyi üretmek için fabrika ağacı kuruyorum, görevi yapınca o organizasyon tamamen çöpe gidiyor. Başka hiçbir işinize yaramıyor.
Fabrika kurmanın yanı sıra oyunun bir de aksiyon yönü var. Silah çeşitliği vesayre gayet güzel. Silahları da isteğinize göre özelleştirebiliyorsunuz. Ancak oyunun silah oynanışında büyük sorunlar var. Bunu eleştiren başkasını görmedim, belki benden kaynaklı bir sıkıntıdır, emin değilim ama oyunda nişan almak vesayre çok tuhaf hissettiriyor. Çok zorlandım, bu muhtemelen benim çok yüksek bir fare hassasiyeti kullanmamdan kaynaklanıyor.

Silahlarınızı geliştirebildiğiniz gibi karakterinizi de geliştirebiliyorsunuz. Oyunlarda oldum olası karakterinizi, karakter geliştirme puanı ile geliştirmeyi hiç sevmedim. StarRupture’da karakteriniz dinamik bir şekilde gelişiyor. Örneğin koştunuz mu, koşu yeteneğiniz gelişiyor. Çatışmaya mı girdiniz, aksiyon yetenekleriniz gelişiyor. Karakteriniz her 5-10 level atladığında bir yükseltme slotu ediniyorsunuz. Oyunun hikayesinde de yeri olan LEM adı verilen bu yükseltmeler ile karakterinizi şekillendirebiliyorsunuz. Yükseltmeler, hareket kabiliyetine göre ya da aksiyon kabiliyetinize göre gibi kategorilere ayrılıyor. Oyunun dünyasında keşifler yaparak ya da bazı görevleri tamamlayarak bu LEM’leri edinebiliyorsunuz.
Ancak hangi LEM’i kullanacağınızı seçmek size kalmış bir şey. Örneğin ben staminamı daha hızlı yenileyen bir şey kullanırken siz dilerseniz o slota zıpladığınızda daha az stamina götüren bir LEM kullanabilirsiniz. Bir erken erişim oyunu için daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum. Oyuna şu an rahatlıkla onlarca saat gömebilirsiniz.
Oyunun görselliği, grafikleri daha oyunu ilk açışınızda sizi içine çekiyor. Genelde bu tarz oyunlarda gördüğümüz stilistik grafik tarzı yerine daha fotorealistik bir yaklaşım tercih edilmiş ve bence çok hoş olmuş. Oyunun haritası, gerçekten bir dünya olduğunu hissettiriyor. Özellikle dinamik olarak dünyanın değişmesiyle birlikte yaşayan bir gezegende olduğunuzu anlıyorsunuz.

Özetle eğer Satisfactory, Factorio gibi oyunları seviyorsanız kesinlikle göz atmanızı öneririm. Amma velakin eğer bu tarz fabrika kurma, otomasyon sistemleri hazırlama oyunlarını sevmiyorsanız, uzak durun. Çünkü bu oyun da sizi sıkacaktır. Şahsen ben türü seven biri olarak, türün diğer sevenlerine gönül rahatlığıyla öneririm. Tekrardan hatırlatmak isterim ki bu bir erken erişim oyunu. İlerleyen vadede çok daha fazla gelişecektir diye umuyorum. Ben şahsen oyunu çok beğendim. Hatta oyun için bir Türkçe yama bile hazırladım. Buradan ulaşabilirsiniz.
