The Sinking City 2: İlk Bakış

https://cdn.goygoyengine.com/images/banner-1-1788988445678-ff63e5f0cb60.webp

The Sinking City’i zamanında çok heves etmeme rağmen bir türlü oynamaya fırsat bulamamıştım. Yıllar geçip serinin devam oyunu çıkınca ilk oyunu oynamadığım için baştan çekinsem de inceleme kodunun gelmesiyle oyuna başladım.

The Sinking City 2’yi benim bitirmem oldukça uzun süreceğe benziyor, bu yüzden başta ilk deneyimlerimi anlatan bir ilk bakış yazısı yazmak istedim.

Açıkçası oyundan ne beklemem gerektiğini bilmiyordum. Sadece kulaktan dolma bilgilere sahiptir. Bildiğim kadarıyla hafifçe Resident Evil oyunlarından ilham alan bir düşük tempolu hayatta kalma bulmaca çözme oyunu bekliyordum. Oyun cidden böyle bir şey çıktı, sadece beklediğimden çok daha fazla Resident Evil’dı.

Gerek kayıt alma olayı olsun, gerek hareket sistemi, gerek envanter yönetimi olsun tıpkı Resident Evil oyunları gibi. Resident Evil’lardaki güvenli oda sistemi burada da aynı şekilde duruyor mesela. İlerlerken karşınıza bir oda çıkıyor, buradan eşyalarınız yönetip oyunu kaydedebiliyorsunuz. Resident Evil’a bu kadar benzemesi bir sorun mu? İlk izlenimlerime göre kesinlikle hayır, çok yakışmış hatta.

image-4-1788988257511-9f512e45e015.avif

Oyuna bir restoranda yemek yiyen iki karakteri görerek başlıyoruz. Birlikte huzurla yemek yiyen iki karakterin yemeği, dışarıdan gelenler tarafından bozulur ve kısa sürede ortalık karışır. Bir rüyadan kabusa dönüşen ortam, gerçekten de ana karakterimiz Calvin Rafferty’nin bir kabusudur.

Öğrendiğimiz kadarıyla Calvin’in bir hatası yüzünden sevgilisi Faye uyanamayacağı bir uykuya dalmıştır ve Calvin bu süreçte ona bakmaktadır ve onu uyandırmanın bir yolunu aramaktadır.

Oyunun görselliği zaten güzel de, dış dünyaya çıkınca gerçekten ayrı bir etkileyici oldu. Ortamlar çok güzel gözüküyor. Sel altında, terk edilmiş bir şehrin tekinsizliği çok güzel yansıtılmış. Sadece atmosfer bile oyunu oynamak için bir sebep olabilir. İlerledikçe sirenler, anonslar, sığınakta hayatta kalmaya çalışan insanları görüyoruz.

image-3-1788988255608-fb19a9b61943.avif

Yaşadığımız şehir olan Arkham bilinmeyen bir nedenden ötürü bir selin altında kalmış, sürekli aralıksız durmadan yağmur yağıyor. Enfeksiyonlar da başlayınca, tüm şehrin tahliyesine karar verilmiş. Ancak karakterimiz Calvin, tahliye olmayı reddeden azınlıkta yer alıyor. Sevgilisi Faye’yi uyandırmadan şehirden ayrılmak istemiyor. Ve olaylar da yavaş yavaş bu şekilde gelişiyor.

Oyun uzadıkça bulmacalar vesayre ne kadar sarar bilmiyorum ama başlangıç itibariyle oyun bana kancayı attı. Ama bu ince bir çizgi, tercih edilen oyun tasarımı her an angarya gibi hissettirmeye başlayabilecek bir noktada yer alıyor. Ancak oyunun incelemelerine baktığımda çoğunluğun severek övdüğünü gördüm. Demek ki çizgiyi korumayı başarmışlar.

image-2-1788988253823-fa997ac948b4.avif

Oyun hakkında başlangıçta eleştirebileceğim tek şey çok fazla okunacak şey sunması olabilir. Bunlar tabii ki tercihen, isterseniz okumayabilirsiniz. Şahsen ben her şeyi okumayı seven bir oyuncuyum. Fakat daha oyun evrenine dair pek az şey biliyorken bu kadar spesifik bilgi bombardımanına tutulunca biraz insan bayabiliyor.

Bu yazıyı bitirmeden önce bahsetmek istediğim bir nokta daha var. Oyunda Türkçe altyazı desteği yer alıyor. Bunun için ayrı bir parantez açmak istedim. Oyun, Ukrayna’daki bir ekip tarafından geliştiriliyor. Geliştirme süreci boyunca 17 kişinin evi savaş nedeniyle hasar görmüş, 14 geliştirici ise askere alınmış. Bu zor şartlar altında geliştirilen oyun bile Türkçe dil desteğine sahip iken dev firmaların utanması gerek.

image-1-1788988251350-bb2b17f43109.avif

Frogwares ekibi gerek Ukrayna Savaşı yüzünden, gerek önceden çalıştıkları yayıncılar yüzünden pek çok talihsizler yaşamış bir firma ama yine de azimle çalışmaları takdir edilesi.

Yolladıkları inceleme kodu için Frogwares ekibine teşekkürler. Oyun hakkında detaylı bilgi için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Bu İçeriği Paylaş

Arkadaşlarına gönder veya topluluğunda tartış