Normalde bu tür bulmaca oyunlarına oldukça uzağım, ama inceleme kodu elime ulaşınca “bir göz atayım, sonra köşeye bırakırım” diyerek The House of Tesla: Definitive Edition‘ın başına oturdum. Dediğim gibi, normalde bu tür oyunlara uzağım. Yine de tahmin ettiğimden çok daha uzun bir süre başından kalkamadım.
Adından da rahatça anlaşılacağı üzere oyun Nikola Tesla‘nın dünyasında geçiyor. Tesla’nın atölyelerinde, laboratuvarlarında dolaşıp onun çoğu kurgusal olan icatlarını tamir ediyor, çalıştırıyor ve bu süreçte Tesla’nın anılarına ortak oluyoruz. Tesla’nın hayatına ve zihnine duyduğum ilgi sayesinde bu formül üzerimde hemen işledi; özellikle ara sahnelerde Tesla’nın kendisini görmek ve dönemin diğer karakterleriyle etkileşimlerine tanık olmak iyiydi. Tesla’nın kankası Mark Twain ağabeyi görmek şahsen hoşuma gitti. Mark Twain çok sevdiğim bir abimizdir. Oyunun anlatı tarafı, sunum olarak zayıf kalsa da Tesla sevgimden ötürü çok da batmadı diyebilirim.

Oyunun en takdir ettiğim yönü, hiç tereddütsüz, bulmacaları atlayabilme imkanı oldu. Bir bulmacada sıkıştınız diyelim; oyun önce size minik, üstü kapalı bir ipucu gösteriyor. Hala çözemediyseniz bu sefer daha açık bir ipucu devreye giriyor, o da mı olmadı? “Al, sen buradan geç” butonu imdadınıza yetişiyor. Bu tarz oyunlar da en nefret ettiğim şey çözümünü anladığınız ama uygulaması aşırı vakit alan ya da amelelik isteyen bulmacalardır. The House of Tesla, böyle bir durumda anında “geç” hakkı tanıyarak hem sinirlerimi hem de zamanımı kurtardı. İyi ki vardı.

Oyunun en büyük sıkıntısı ise şüphesiz kamera. Çok antik bir kontrole sahip. 2025 çıkışlı bir oyun da artık sırıtıyor. Üstüne bu oyunun cilalanmış definitive edition sürümü. Kameranız özgürce hareket edemiyor, belirli açılara kilitlenmiş vaziyette. Oyunun başlarında bu durum çok göze batmazken, bulmacalar komplikeleşmeye ve bir noktadan diğerine sık sık gidip gelmeniz gerekmeye başladığında, kilitli kamera ile hareket etmek tam bir işkenceye dönüşüyor.
Prodüksiyon kalitesinin düşük olması da oyunun bir başka gerçeği. Her şeyi tek bir kişinin seslendirmesi, ara sahnelerde neredeyse hiç animasyon olmaması (çoğunlukla sabit bir görüntü üzerine hareket eden kamerayla idare edilmiş, tıpkı Hitman 2’deki sinematikler gibi) ve özellikle insan modellerinin balmumu heykelleri andırması, görsel açıdan tatmin edici bir deneyim sunmuyor. Blue Brain Games’in bu “The House of …” serisinden pek çok oyun yapmış olması, kendine has bir kitlesi olduğunu gösteriyor; ama artık bu kalitenin üzerine biraz daha bir şeyler ilave edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Oyun pahalı. Steam’de yerel fiyatlandırmayla bile 15 dolar civarında. Gerek oynanış süresi, gerekse de genel teknik kalitesi göz önüne alındığında bu fiyat kesinlikle karşılığını vermiyor. Eğer mutlaka oynamak istiyorsanız, Epic Games Store’da 389 TL’ye alabiliyorsunuz ya da Steam’de indirim bekleyebilirsiniz.
The House of Tesla: Definitive Edition, Nikola Tesla’nın dünyasına saygı duruşunda bulunan, bulmaca atlama gibi benim gibi türe uzakları sıkmayan, ancak kamera başta olmak üzere teknik eksiklikleri ve yetersiz prodüksiyonuyla parlayamayan bir yapım. Eğer türün sıkı bir takipçisiyseniz ve özellikle Tesla ilginizi çekiyorsa bir şans verebilirsiniz. Ama bunu yaparken mutlaka bir indirim beklemenizi öneririm.

